İspanya, Avrupa’nın en büyük ekonomilerinden biri olarak güçlü performansını sürdürürken, Türkiye ile ilişkilerini de giderek derinleştiriyor. Artan ticaret hacmi, karşılıklı yatırımlar ve turizmdeki canlılık, iki ülke arasındaki ekonomik ve sosyal bağları güçlendiriyor. Bu ilişkilerden özellikle Bursa da payını alıyor; otomotiv, tekstil ve makine sektörlerindeki iş birlikleri şehrin ihracatını öne çıkarıyor.

Resmi Adı            : İspanya Krallığı (Reino de España)
Nüfus                   : 49,5 milyon 
Dil                         : İspanyolca (resmi dil), Katalanca, Baskça, Galisyaca.
Yüzölçümü          : 504.782 km²
Başkent               : Madrid
Yönetim Şekli     : Anayasal Monarşi ve Parlamenter Demokrasi
Devlet Başkanı   : Kral VI. Felipe 
Para Birimi          : Avro (€) 

Üyesi Olduğu Başlıca Uluslararası Kuruluşlar:
AB, BM ve bağlı kuruluşları, NATO, Avrupa Konseyi, OECD, AGİT, Akdeniz için Birlik (UfM), İber-Amerika Devletleri Örgütü (OEI).

Coğrafi Konum
İspanya, 504.782 km² yüzölçümüyle Avrupa Birliği’nin Fransa’dan sonra en büyük ikinci ülkesi olup, Avrupa kıtasının güneybatısındaki İber Yarımadası’nda yer alır. Ülke sınırları, İber Yarımadası dışında Akdeniz’deki Balear Adaları, Afrika kıyısındaki Ceuta ve Melilla ile Atlantik Okyanusu’ndaki Kanarya Adaları’nı da kapsar.

İspanya batıda Portekiz, kuzeyde Fransa ve güneyde Birleşik Krallık’a bağlı Cebelitarık ile komşudur. Başkent Madrid’in yanı sıra önemli şehirleri Barselona, Valensiya, Sevilla, Zaragoza ve Malaga’dır.

Ülke geniş topraklara sahip olmasına karşın nüfus yoğunluğu düşüktür. İklim ve coğrafya bölgeler arasında farklılık gösterir. Meseta Platosu, deniz seviyesinden 610 metre yükseklikte olup çorak toprakları ve sert iklimi nedeniyle tarımsal verimliliği sınırlı bölgelerindendir. Başkent Madrid ise ekonomik değil, politik nedenlerle bu plato üzerinde kurulmuştur. Nüfus ve ekonomik faaliyetler çoğunlukla sahil bölgeleri ve Ebro ile Guadalquivir nehirlerinin vadilerinde yoğunlaşır. Ebro, Akdeniz’e dökülürken, deniz ulaşımına elverişli başlıca nehir olan Guadalquivir Sevilla’dan geçer.

İspanya, Avrupa’nın en dağlık ülkelerinden biridir. Plato ve yüksek ovaları çevreleyen dağlar, yarımadanın büyük bölümünü kaplar. Kuzeybatıda Kuzey Atlantik etkisiyle yağışlar bol ve iklim ılımandır. Akdeniz sahillerinde kışlar ılık ve kurak, yazlar ise sıcaktır. Kuzeydoğu sahillerde yaz yağışları yeterliyken, güneydoğu sahillerde sulama sistemleri gerektiren kuraklık görülür. Guadalquivir Nehri’nin sağladığı geniş tarım alanlarına rağmen güneyde kuraklık sık yaşanır.

Ülkenin iç bölgelerinde ve 1.200 metreyi aşan dağlık alanlarda kara iklimi hâkimdir. Kanarya Adaları ise subtropikal iklim özellikleri gösterir. 

Siyasi ve İdari Yapı

İspanya, Anayasal Parlamenter Monarşi ile yönetilir. Devlet başkanı Kral Felipe VI.’dır. Yasama, Temsilciler Meclisi (Congreso de los Diputados) ve Senato (Senado) olmak üzere iki kamaralı Ulusal Meclis (Cortes Generales) tarafından yürütülür. Yürütme yetkisi ise Başbakan ve Bakanlar Kurulu’na aittir.

Meclis, 350 milletvekilinden oluşan Kongre (alt kanat) ve yaklaşık 260 senatörden oluşan Senato’dan (üst kanat; 208 doğrudan seçilmiş, 58 bölgesel temsilci olarak atanmış) meydana gelir. Ülkede seçimler her dört yılda bir yapılır ve Başbakan, Kongre tarafından seçilir. İspanya, General Franco’nun 1975’teki ölümünün ardından demokratikleşmiş ve ilk özgür seçimler Haziran 1977’de gerçekleştirilmiştir.

Ülke idari olarak kentler, iller ve özerk bölgelere ayrılmıştır. İspanya’da 17 özerk bölge (ör. Endülüs, Aragon, Katalunya, Bask Ülkesi, Madrid, Valensiya, Kanarya ve Balear Adaları) ve Kuzey Afrika kıyısında 2 özerk şehir (Ceuta ve Melilla) bulunur. Bazı özerk bölgeler (Asturias, Balear Adaları, Cantabria, La Rioja, Madrid, Murcia ve Navarra) aynı zamanda birer ildir. Her özerk bölge kendi yasalarını uygulama hakkına sahiptir ve devlet tarafından tanınır ve korunur.

Nüfus Yapısı

İspanya’nın nüfusu, Ulusal İstatistik Enstitüsü (INE) verilerine göre 1 Ocak 2026 itibarıyla 49 milyon 570 bin 725’e ulaştı. Nüfus artışı son yıllarda göçmenlerin katkısıyla gerçekleşiyor; 2025’te nüfus bir önceki yıla göre 442 bin 428 kişi arttı. Ülkede yaşayan yabancıların oranı yüzde 14,6’ya yükseldi; on yıl önce bu oran yüzde 9,5’ti. Yurt dışında doğan İspanyolların sayısı ise ilk kez 10 milyonu aştı. 2025’te en çok göçmen Kolombiyalılardan (144 bin), Faslılardan (94 bin 300) ve Venezuelalılardan (94 bin 100) oluştu.

İspanya nüfusu 23 milyon erkek ve 23,9 milyon kadından oluşur; beklenen yaşam süresi erkeklerde 80,3, kadınlarda 85,5 yıldır. Nüfus ülke içinde dengesiz dağılım gösterir; büyük şehirler ve kıyı bölgeleri yoğun, kırsal alanlar seyrektir. Nüfusun yüzde 80’i kentsel alanlarda yaşar; başlıca kentler Madrid, Barselona ve Valensiya’dır. Ülkenin dört büyük bölgesi (Aragon, Castilla y Leon, Castilla-La Mancha, Extremadura) nüfus yoğunluğu düşük olup, toplam nüfusun yaklaşık yüzde 15’ini barındırır. Tek istisna Madrid çevresi olup, burası en yoğun nüfuslu bölgedir. Ülke topraklarının yüzde 59,5’i doğal alan, yüzde 36,5’i tarım arazilerinden oluşur.

Eğitim 6–16 yaş arasında zorunludur. Ülkede 73 üniversite bulunmakta, bunların 23’ü özeldir ve öğrencilerin yüzde 90’ı devlet üniversitelerine devam etmektedir. Nüfusun yüzde 70’i Katolik’tir. Resmi dil İspanyolca (Kastilyano) olmakla birlikte, Katalanca, Baskça ve Galiçyaca özerk bölgelerde resmi olarak kullanılmaktadır. Valensiya’da ise Katalanca’nın bir lehçesi olan Valensiyaca konuşulur.

Doğal Kaynaklar 

İspanya’nın iklimi ve coğrafi yapısı, özellikle Akdeniz kıyıları ve adalarda turizmin gelişmesine katkı sağlar. Ülke topraklarının yaklaşık yüzde 10’u verimli, yüzde 45’i orta verimlilikte, yüzde 35’i düşük verimlilikte ve yüzde 10’u kayalıktır. Akdeniz kıyılarında az ve düzensiz yağış ile yoğun tarım teknikleri nedeniyle toprak erozyonu önemli bir çevre sorunudur. Toprak kullanımının dağılımı ise şöyle: yüzde 30 ekilebilir alan, yüzde 8 daimî ekilen alan, yüzde 13 çayır ve mera, yüzde 33 orman.

Mineral kaynaklar açısından İspanya, Batı Avrupa’nın en zengin ülkelerindendir. 100’e yakın maden rezervi bulunmakta, 18’inde üretim yapılmaktadır. Önemli kaynaklar arasında bakır, altın, demir, kurşun, çinko, alüminyum, magnezyum, civa, potasyum, kükürt, tuz, kalay, kireçtaşı, tungsten ve kuvars yer alır. Kuzeyde kömür ve demir cevheri yatakları (Asturya, Kantabriya, Bask), güneybatıda civa (Almaden), güneyde bakır ve kurşun (Andaluçya) bulunmaktadır. Asturya’daki altın madeni Avrupa’nın en büyüklerinden biridir. Granit ve mermer üretiminde de dünya çapında önemli bir ülkedir. Petrol ve doğal gaz ihtiyacının yüzde 99’u, kömür ihtiyacının yüzde 70’i ithalatla karşılanır.

İspanya, yenilenebilir enerji alanında dünyada önde gelen ülkeler arasındadır. Ulusal Enerji ve İklim Planı kapsamında 2030’da yenilenebilir enerji payının yüzde 42’ye çıkarılması hedefleniyor. 2050’de bu payın yüzde 100 olması planlanıyor. Ayrıca sera gazı emisyonlarının 1990 seviyelerine göre yüzde 20–21 azaltılması ve enerji verimliliğinin 2030’a kadar yüzde 39,6 artırılması hedefleniyor.

İspanya'da yenilenebilir elektrik üretimi önemli ölçüde genişledi; güneş ve rüzgâr enerjisi artık yıllık üretimin yarısından fazlasını karşılıyor ve ülkenin karbonsuzlaştırma hedeflerine ulaşma yolunda ilerlemesini sağlıyor. Bununla birlikte, elektrik talebinin 2030 yılına kadar yüzde 40'tan fazla artması bekleniyor. Ülke, rüzgâr enerjisi kapasitesinde Avrupa’da Almanya’dan sonra ikinci sıradadır.

Doğal kaynaklar ‘Regalia İlkesi’ çerçevesinde devlete aittir. Madencilik ve hidrokarbon sektörleri sırasıyla 1973 ve 1998 tarihli kanunlarla düzenlenir. Sanayi, Ticaret ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Enerji Politikası ve Madencilik Genel Müdürlüğü bu kanunları uygular. İspanya Madencilik ve Jeoloji Enstitüsü başlıca kuruluşlardan biridir. 2002–2004 yıllarında sektörün liberalleştirilmesi için devlet ve özel sektör monopolleri aşamalı olarak kaldırılmıştır.

Ekonomik Göstergeler

İspanya, yaklaşık 1,73 trilyon dolarlık GSYİH’sı ve 49,5 milyonluk nüfusu ile dünyanın en büyük ekonomileri arasında yer almaktadır. IMF verilerine göre ülke, 2024 yılı itibarıyla dünyanın yaklaşık 15’inci büyük ekonomisidir. Kişi başına düşen milli gelir ise cari fiyatlarla 35.789 dolar seviyesinde olup ülke bu göstergede 34’üncü sırada bulunmaktadır. Avro Bölgesi içinde ise İspanya ekonomik büyüklük açısından dördüncü sırada yer almaktadır.

Kriz Sonrası Ekonomik Toparlanma

İspanyol ekonomisi, 2008 küresel finans krizinin ardından 2008 yılının ikinci yarısında resesyona girmiş ve bu süreç 2013 yılının üçüncü çeyreğine kadar devam etmiştir. 2011–2013 döneminde hükümet tarafından uygulanan bütçe açığını azaltmaya yönelik politikalar, işgücü piyasası reformları, kamu hizmetleri düzenlemeleri ve finans sektörüne ilişkin yapısal reformlar ekonominin rekabet gücünü artırmıştır. Reformların ardından ihracat ve turizm gelirlerinde kaydedilen artış ile iç tüketimdeki canlanma ekonomik toparlanmayı hızlandırmıştır. Bu dönemde büyüme performansı dikkat çekici olmuş ve 2015–2017 yılları arasında GSYİH büyümesi üç yıl üst üste yüzde 3’ün üzerinde gerçekleşmiştir. 2017 yılında yüzde 2,98 olan reel büyüme oranı ise özel tüketimdeki yavaşlama ve dış talepteki daralma nedeniyle 2018’de yüzde 2,5’e gerilemiştir.

Güncel Ekonomik Görünüm

2024 yılında İspanya ekonomisi güçlü bir büyüme ivmesi yakalamıştır. Bu büyümede hem özel hem de kamu tüketiminin artması ve turizm faaliyetlerindeki canlılık belirleyici olmuştur. Tüketici harcamalarındaki olumlu seyir, istihdamdaki artış ve hane halkının reel gelirlerindeki yükselişle desteklenmiştir. Buna karşılık yatırım büyümesi, özellikle konut yatırımlarındaki sınırlı artış nedeniyle nispeten zayıf kalmıştır. Net ihracat ise turizm gelirlerindeki artış ve turizm dışı hizmet ihracatındaki büyümenin etkisiyle GSYİH büyümesine olumlu katkı sağlamıştır. Aynı dönemde ithalat artışının sınırlı kalması da bu katkıyı desteklemiştir.

Büyüme ve Enflasyon Beklentileri

Önümüzdeki dönemde ekonomik büyümenin bir miktar yavaşlaması ancak güçlü bir seyir izlemesi beklenmektedir. Tahminlere göre İspanya ekonomisinin 2025 yılında yüzde 2,6, 2026 yılında ise yüzde 2,0 oranında büyümesi öngörülmektedir. Ekonomik aktivitenin temel olarak iç talep tarafından desteklenmesi beklenmektedir. Hane halkının reel gelirlerindeki artış, güçlü net göç akışı, destekleyici parasal ve finansal koşullar ile Avrupa Birliği’nin toparlanma ve dayanıklılık planı kapsamında yürütülen reform ve yatırımların büyümeye katkı sağlaması öngörülmektedir. Buna karşılık turizm girişlerinin normalleşmesi, ana ticaret ortaklarının ekonomik performansındaki zayıflama ve ithalattaki artış nedeniyle dış talebin büyümeye katkısının daha sınırlı olması beklenmektedir. Enflasyonun ise düşüş eğilimini sürdürmesi beklenmektedir. Manşet enflasyonun 2024’te yüzde 2,9 seviyesinde gerçekleşmesinin ardından 2025 yılında yüzde 2,3’e gerilemesi öngörülmektedir.

İşgücü Piyasası ve İstihdam

Son yıllarda İspanya’da istihdam önemli ölçüde artmıştır. Bu gelişmede yabancı işçi akışı, özellikle Latin Amerika’dan gelen göç ve işgücü piyasasına yönelik reformlar etkili olmuştur. İş sözleşmelerinin sadeleştirilmesi gibi düzenlemeler işgücü piyasasının daha esnek hale gelmesine katkı sağlamıştır. Bu gelişmeler sonucunda işsizlik oranı 2024 yılında yüzde 11,4’e gerilemiştir. İşsizliğin önümüzdeki yıllarda da düşmeye devam etmesi beklenmektedir; oranının 2025 yılında yüzde 10,4’e, 2026 yılında ise yüzde 9,9’a gerileyeceği tahmin edilmektedir. Bununla birlikte özellikle genç işsizliği ve uzun süreli işsizlik oranları Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde kalmaya devam etmektedir. Ücretlerdeki artış ve enflasyondaki düşüş satın alma gücünü artırmış olsa da özellikle konut maliyetleri yaşam maliyetleri üzerinde baskı yaratmayı sürdürmektedir.

Ekonomik Görünüme İlişkin Riskler

İspanya ekonomisinin görünümüne yönelik bazı aşağı yönlü riskler bulunmaktadır. Avro Bölgesi’nde ve İspanya’nın başlıca ticaret ortaklarında beklenenden düşük büyüme yaşanması bu risklerin başında gelmektedir. Küresel ve bölgesel ekonomik belirsizlikler özellikle özel yatırımların artışını sınırlayabilir ve ihracat pazarlarına erişimi zorlaştırabilir. ABD tarafından uygulanan gümrük vergilerinin İspanya üzerindeki doğrudan etkisinin sınırlı olması beklenmektedir; zira İspanyol mal ihracatı ABD pazarına görece düşük bağımlılığa sahiptir. Ancak Almanya ve Fransa gibi başlıca ticaret ortaklarının ABD pazarına daha yüksek bağımlılığı nedeniyle bu ülkelerde yaşanabilecek ekonomik yavaşlama dolaylı etkiler yoluyla İspanyol ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan hane halkı tasarruf oranının hızlı bir şekilde düşmesi özel tüketimi artırarak ekonomik büyümeye ek bir ivme kazandırabilir.

Kamu Maliyesi ve Borç Dinamikleri

Enerji desteklerinin aşamalı olarak kaldırılmasıyla birlikte 2024 yılında genel devlet açığı azalmıştır. Güçlü istihdam artışı ve şirket kârlarının yüksek seyretmesi doğrudan vergi gelirlerinde artışa yol açmış ve kamu maliyesini desteklemiştir. Aynı zamanda enerji fiyatlarına yönelik vergi indirimlerinin sona ermesi dolaylı vergi gelirlerinde de artış sağlamıştır. Valencia ve bazı bölgelerde yaşanan yıkıcı sellerin etkilerini hafifletmek amacıyla alınan önlemler 2024 yılında bütçe üzerinde etkili olmuş, bu etkilerin 2025 yılında daha sınırlı olması beklenmektedir. Bu çerçevede genel devlet bütçe açığının 2024’te yüzde 3,2 seviyesinden 2025 yılında yüzde 2,8’e gerilemesi öngörülmektedir.

Kamu Borcu ve Mali Sürdürülebilirlik

İspanya’da kamu borcunun GSYİH’ye oranı son yıllarda düşüş eğilimine girmiştir. 2020 yılında yüzde 119,3 seviyesinde olan borç oranı 2024 yılı itibarıyla yüzde 101,8’e gerilemiştir. Nominal GSYİH büyümesinin borç servis maliyetlerinden yüksek seyretmesi bu düşüşte önemli rol oynamıştır. Bu eğilimin devam etmesi ve borç oranının 2025 yılında yüzde 100,9’a düşmesi beklenmektedir. 2026 yılında ise faiz ve büyüme dinamiklerindeki değişim nedeniyle borç oranının yaklaşık yüzde 100,8 seviyesinde yatay seyretmesi öngörülmektedir.

Orta Vadeli Politika Öncelikleri

İspanya’nın orta vadeli ekonomik stratejisinde mali disiplinin korunması ve rekabet gücünün artırılması temel hedefler arasında yer almaktadır. Orta vadeli planın tam olarak uygulanması ve kamu harcamalarının kalitesinin artırılması mali konsolidasyon açısından kritik görülmektedir. Bununla birlikte verimlilik artışını destekleyecek politikaların geliştirilmesi, yüksek çocuk yoksulluğu oranlarının azaltılması ve inovasyon açığının kapatılması için mali alana ihtiyaç duyulmaktadır. Nüfusun yaşlanmasına bağlı olarak emeklilik ve sağlık harcamalarında beklenen artış ise mali sürdürülebilirlik açısından önemli bir risk olarak değerlendirilmektedir.

Verimlilik, İnovasyon ve Dijital Dönüşüm

İspanya ekonomisinde verimlilik artışı ve inovasyon kapasitesinin güçlendirilmesi önemli bir politika alanı olarak öne çıkmaktadır. Ar-Ge yatırımlarının artırılması ve işgücünün beceri seviyesinin geliştirilmesi ekonomik performansı olumlu yönde etkileyebilecek başlıca unsurlar arasında yer almaktadır. Buna rağmen çalışılan saat başına verimlilik halen Avrupa Birliği ortalamasının altında kalmaktadır. Ayrıca yükseköğretim, yaşam boyu öğrenme ve inovasyon kapasitesi gibi alanlarda bölgeler arasında önemli farklılıklar bulunmaktadır.

Konut Piyasası ve Arz Sorunu

Konut piyasası İspanya ekonomisinin karşı karşıya olduğu önemli yapısal sorunlardan biridir. Turizmin büyümesiyle birlikte turistik kiralık konutların sayısındaki artış, sosyal konut stokunun sınırlı olması ve yeni konut projelerinin görece yavaş ilerlemesi kiralık konut arzını daraltmıştır. Bu durum özellikle büyük şehirlerde konut maliyetlerini yükselterek hane halklarının harcanabilir gelirini olumsuz etkilemektedir. İspanya Merkez Bankası verilerine göre kiracıların yaklaşık yüzde 40’ı gelirlerinin yüzde 40’ını kira ve faturalara ayırmaktadır. Bu oran Avrupa Birliği ortalamasının oldukça üzerindedir.

600 Bin Konutluk Arz Açığı Var

İspanya Merkez Bankası tahminlerine göre ülkede yaklaşık 600 bin konutluk bir arz açığı bulunmaktadır. Bu nedenle konut arzının artırılması ekonomik ve sosyal açıdan önemli bir politika önceliği olarak görülmektedir. Arazi kanununda yapılması planlanan reformların bürokratik süreçleri kısaltarak ve düzenleyici belirsizlikleri azaltarak yeni konut yatırımlarını kolaylaştırması beklenmektedir. Ayrıca konut üretiminin sanayileşmesi, dijitalleşmesi ve sürdürülebilirliğini hedefleyen yeni ekonomik dönüşüm projeleri de bu süreci desteklemektedir.

Sektörel Yapı ve Temel Dinamikler

İspanya ekonomisi büyük ölçüde hizmet sektörü temelli bir yapıya sahiptir. İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan ekonomik dönüşüm sürecinde tarımın ekonomideki ağırlığı giderek azalmış, hizmet sektörü ise ekonominin baskın sektörü haline gelmiştir. Günümüzde tarım sektörünün GSYİH içindeki payı yaklaşık yüzde 2,5 seviyesindeyken hizmet sektörünün payı yüzde 75’e ulaşmıştır. Perakende ticaret, turizm, bankacılık ve telekomünikasyon sektörleri ekonomik faaliyetlerin temel unsurlarını oluşturmaktadır. Sanayi sektörü ise GSYİH’nin yaklaşık yüzde 17’sini oluşturarak ekonomideki önemini korumaktadır.

Turizm sektörü İspanya ekonomisinin en önemli alanlarından biridir. Ülke 2018 yılında 82,8 milyon yabancı ziyaretçi ağırlamış ve turizm gelirleri bakımından dünyada ABD’nin ardından ikinci sırada yer almıştır.

Sanayi ve Küresel Şirketler

İspanya çok sayıda çok uluslu şirkete ev sahipliği yapmaktadır. İnşaat, telekomünikasyon, bankacılık, enerji ve altyapı sektörlerinde faaliyet gösteren büyük İspanyol şirketleri küresel ölçekte önemli oyuncular haline gelmiştir. Bu şirketlerin yatırım ve satın alma kararlarının büyük bölümü İspanya’dan yönetilmektedir.

Otomotiv sektörü de ülke ekonomisinin önde gelen sanayi alanlarından biridir. İspanya otomotiv yan sanayinde dünyada altıncı, Avrupa’da üçüncü sırada yer almaktadır. Ana otomotiv üretiminde ise dünyada sekizinci, Avrupa’da ikinci sıradadır. Avrupa Birliği üyesi bir ülke olarak İspanya, ekonomik ve hukuki düzenlemelerini AB müktesebatı ile uyumlu şekilde yürütmektedir.

Doğrudan Yabancı Yatırımları

İspanya, son yıllarda doğrudan yabancı yatırımlar açısından Avrupa’nın önde gelen merkezlerinden biri haline gelmiştir. Ülkenin geniş iç pazarı, Avrupa Birliği içindeki konumu sayesinde sunduğu ihracat imkânları ve uzun vadeli büyüme potansiyeli birçok uluslararası yatırımcı için cazip bir ortam yaratmaktadır. Son yaklaşık çeyrek yüzyılda ülkeye yönelen yabancı sermaye, İspanyol ekonomisinin modernleşmesinde ve uluslararası rekabet gücünün artmasında önemli rol oynamıştır.

İspanya’nın Yurtdışı Yatırımları

İspanya yalnızca yabancı yatırım çeken bir ülke değil, aynı zamanda yurtdışına önemli miktarda sermaye ihraç eden bir ekonomi konumundadır. Özellikle İspanyol şirketlerinin uluslararasılaşma süreciyle birlikte son yıllarda yurtdışına yapılan doğrudan yatırımlarda belirgin bir artış yaşanmıştır. Bu yatırımların önemli bir bölümü tarihsel, kültürel ve ekonomik bağların güçlü olduğu Latin Amerika ülkelerine yönelmektedir. İspanyol şirketlerinin bu bölgedeki yatırımları zaman zaman rekor seviyelere ulaşmıştır. İspanyol sermayesinin yöneldiği ikinci önemli bölge ise OECD ülkeleridir. Bu çerçevede özellikle ABD ve Kanada, İspanyol yatırımlarının yoğunlaştığı başlıca ülkeler arasında yer almaktadır.

Yatırım Akımlarının Ülkelere Göre Dağılımı

İspanya Merkez Bankası verilerine göre 2018 yılında İspanyol doğrudan yatırımlarının en fazla yöneldiği ülkeler arasında Birleşik Krallık, ABD, Brezilya, Meksika ve Fransa öne çıkmaktadır. Aynı dönemde İspanya’ya en fazla doğrudan yatırım yapan ülkeler ise Hollanda, Lüksemburg, Birleşik Krallık, Almanya ve İtalya olmuştur. Bu tablo, İspanya’nın hem Avrupa içinde hem de Atlantik ekonomileriyle güçlü yatırım ilişkileri geliştirdiğini göstermektedir.

Yabancı Yatırım Mevzuatı

İspanya'da yabancı yatırımlar üzerinde herhangi bir kontrol mekanizması bulunmamaktadır. İlgili yatırım, Bakanlar Kurulu’nun ön iznine tabi olan vergi cenneti ülkeler menşeli veya ulusal güvenlik faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olan bir yatırım veyahut da AB üyesi olmayan ülkelerin diplomatik temsilcilikleri için gayrimenkul yatırımı olmadığı müddetçe yatırım bildirimi yatırımın gerçekleşmesinden sonra yapılmaktadır.

İspanya’daki Serbest Bölgeler

İspanya’da hem ana kara üzerinde hem de adalarda birçok serbest bölge faaliyet göstermektedir. En büyük serbest bölgeler Barselona, Cadiz, Kanarya Adaları ve Vigo’da bulunmaktadır. İspanyol gümrük mevzuatı firmaların kendi serbest ticaret alanları olmasına imkân tanımaktadır. Gümrük vergileri sadece üretilen veya bölgeye getirilen malların İspanya’ya tüketim amacıyla ithal edilmesi halinde geçerli olmaktadır. Bu bölgelerde faaliyet gösteren firmalar, İspanyol iş kanunlarına bağlıdırlar.

Türkiye ile Ticaret

İspanya ile Türkiye arasındaki ikili ticari ilişkiler, 1960’lı yıllara kadar dayanmaktadır. Türkiye’nin 1980’li yıllarda içine girdiği ekonomik liberalizasyon döneminde genel olarak gelişen dış ticarete paralel olarak Türkiye-İspanya ikili ticareti de artış göstermiş, 1996 yılında yürürlüğe giren Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasıyla ikili ilişkiler daha da gelişmiştir. 1999 senesinde Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne adaylığının onaylanması, Akdeniz’in zıt köşesinde yerleşik bulunan bu iki ülkenin yakınlaşmasına yardımcı olmuştur.

Türkiye ile İspanya arasındaki ortak siyasi, diplomatik ve ekonomik hedefler son yıllarda ikili ilişkilerin güçlenmesine katkı sağlamış ve bu durum ticari ilişkilerin gelişimini de olumlu yönde etkilemiştir. İki ülke arasındaki artan temaslar ve iş birliği alanlarının genişlemesi, ticaret hacminin istikrarlı biçimde büyümesine zemin hazırlamıştır. Aynı zamanda toplumlar arasındaki etkileşimin artması, özellikle sosyal medya platformlarında da kendini göstermiş; paylaşımlarda sıklıkla turizm ve ekonomik iş birliğine dayalı dostluk vurgusu öne çıkmıştır.

Son yıllarda gerçekleştirilen üst düzey siyasi ve diplomatik temaslar da ekonomik ilişkilerin derinleşmesine katkıda bulunmuştur. Bu gelişmelerin etkisiyle 2021–2025 döneminde iki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık yüzde 29 oranında artış göstermiştir.

Ticaret Hacminde İstikrarlı Büyüme

Türkiye ile İspanya arasındaki ticaret hacmi 2021 yılında 15,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu dönemde Türkiye’nin İspanya’ya ihracatı 9,6 milyar dolar, İspanya’dan ithalatı ise 6,3 milyar dolar olmuştur. Takip eden yıllarda ticaret hacmi artışını sürdürerek 2022’de 16,7 milyar dolar, 2023’te ise 19,3 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.

2024 yılında ticaret hacmi sınırlı bir düşüşle 19,1 milyar dolar olarak gerçekleşse de iki ülke arasındaki ticari ilişkiler güçlü seyrini korumuştur. Nitekim 2025 yılında ticaret hacmi yeniden yükselişe geçerek 20,6 milyar dolar ile şimdiye kadar kaydedilen en yüksek seviyeye ulaşmıştır.

İkili Ticarette Rekor Yıl

2025 yılı Türkiye–İspanya ekonomik ilişkileri açısından önemli bir dönüm noktası olmuştur. Türkiye’nin İspanya’ya ihracatı ilk kez 10 milyar doların üzerine çıkarak 10,4 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Aynı yıl İspanya’dan yapılan ithalat da 10,1 milyar dolar olarak gerçekleşmiş ve böylece toplam ticaret hacmi 20,6 milyar dolar ile rekor kırmıştır. Bu rakam, resmi istatistiklerin tutulmaya başlandığı 2013 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi ifade etmektedir. Aynı dönemde İspanya, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarları arasında yedinci sırada yer almıştır.

2025 yılında Türkiye’nin İspanya’ya gerçekleştirdiği ihracatta motorlu taşıtlar sektörü 3,05 milyar dolar ile ilk sırada yer almıştır. Bu sektörü 1,09 milyar dolar ile örme giyim ve aksesuarları ile 927 milyon dolar değerindeki kazanlar, makineler ve mekanik cihazlar izlemiştir.

Turizmde Artan Hareketlilik

İki ülke arasındaki ekonomik ve sosyal etkileşim yalnızca ticaret alanında değil, turizmde de belirgin bir artış göstermektedir. Türkiye’yi ziyaret eden İspanyol turist sayısı son yıllarda önemli ölçüde yükselmiştir. 2010 yılında Türkiye’ye gelen İspanyol ziyaretçi sayısı 321 bin civarında iken, COVID-19 pandemisi nedeniyle bu sayı 2020 yılında 54 bin seviyesine kadar gerilemiştir.

Pandemi sonrasında turizm hareketliliği yeniden hız kazanmış ve ziyaretçi sayıları hızlı bir toparlanma sürecine girmiştir. Bu çerçevede İspanyol turist sayısı 2021’de 104 bin, 2022’de 298 bin, 2023’te 324 bin ve 2024’te 382 bin seviyesine ulaşmıştır. 2025 yılında ise Türkiye’yi ziyaret eden İspanyol turist sayısı 452.790 ile şimdiye kadarki en yüksek seviyeye çıkmıştır.

2026 yılının ilk ayında da artış eğilimi devam etmiş ve ocak ayında Türkiye’yi ziyaret eden İspanyol turist sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 24,1 artarak 24.847’ye yükselmiştir.

Ülkemizde 2018 sonu itibarı ile 678 İspanyol sermayeli şirket faaliyet göstermektedir. 2002-2018 yılları arasında, İspanya’dan ülkemize gelen toplam yatırım miktarı 9 milyar 304 milyon Dolar olmuştur. Madrid Ticaret Müşavirliği verilerine göre, İspanya’da faaliyet gösteren yaklaşık 85 Türk işletmesi bulunmaktadır. 2002-2018 döneminde Türkiye’den İspanya’ya yapılan doğrudan yatırım tutarı 185 milyon Dolar’dır. 2018 yılında ülkemize gelen İspanyol turist sayısı önceki yıla kıyasla yüzde 66,75’lik artış kaydederek 178.018 kişi olarak gerçekleşmiştir.

Ticaret hacmindeki büyüme ve turizm hareketliliğindeki artış, Türkiye ile İspanya arasındaki ilişkilerin ekonomik ve sosyal boyutlarda giderek güçlendiğini göstermektedir. Karşılıklı yatırımların artması, ticaretin çeşitlenmesi ve turizmdeki canlılık, iki ülke arasındaki iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da derinleşeceğine işaret etmektedir.

Bursa Dış Ticaretinde İspanya

Bursa’nın ihracatında Avrupa Birliği ülkeleri önemli bir paya sahip olup İspanya da başlıca pazarlar arasında yer almaktadır.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından açıklanan Dış Ticaret Bülteni verilerine göre; Bursa’nın en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkeler sıralamasında İspanya, 1,3 milyar dolar ve yüzde 6,5’luk pay ile dördüncü sırada yer aldı. Bursa’nın en fazla ithalat gerçekleştirdiği ülkeler sıralamasında ise İspanya, 1,2 milyar dolar ve yüzde 10,7’lik pay ile üçüncü sırada konumlandı.

Bursa’nın İspanya’ya ihracatında öne çıkan sektörler otomotiv ve otomotiv yan sanayi, hazır giyim ve tekstil ürünleri, makine ve mekanik ekipmanlar ile metal sanayi ürünleridir. Bu sektörler hem Bursa sanayisinin üretim kapasitesini hem de Avrupa sanayi zincirleriyle entegrasyonunu yansıtmaktadır. Özellikle otomotiv sektörünün Bursa ihracatındaki yüksek payı, İspanya ile ticarette de belirleyici bir rol oynamaktadır.