ERFA Makina Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Onan; Bursa’da sıfırdan başlayan girişim yolculuğunu, firmanın enerji, savunma ve havacılık gibi stratejik alanlarda geliştirdiği yerli üretim kabiliyetini BTSO Ekonomi’ye anlattı.
Ar-Ge odaklı büyüme yaklaşımıyla birçok ürünü yerlileştiren ERFA Makina’nın Türkiye’nin savunma sanayii ekosistemindeki konumuna dikkat çeken Onan; BTSO’nun vizyoner projeleri, BASDEC’in sağladığı kümelenme yapısı ve BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın yüksek katma değerli üretim ve milli teknoloji vizyonunun sektöre sağladığı katkıları değerlendirdi.
Erfa Makina’nın kuruluş süreci ve bugün geldiği noktadan bahseder misiniz?
2014 yılında çalıştığım şirketten ayrılarak kendi şirketimi kurmaya karar verdim. Bu doğrultuda Erfa Makina Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adı altında firmamızın kuruluşunu gerçekleştirdik.
İlk dönemde “Bu alanda ne yapabiliriz?” sorusuna odaklandık. Öncelikli olarak enerji sektöründe ihtiyaç duyulan özel bir makine üzerine çalışmaya başladık. Aslında bu makineyi doğrudan üretip satmak amacıyla yola çıkmadık; piyasadan böyle bir makineye yönelik talep geldi. Bunun üzerine 16 ay süren bir Ar-Ge çalışması gerçekleştirdik ve ilk demosunu ortaya koyduk. Daha sonra makinenin eksiklerini, artılarını ve geliştirilmesi gereken yönlerini değerlendirdik. Bu çalışmaların ardından ürünü daha da geliştirerek bugün dünya genelinde 40’ın üzerinde çalışan makineye ulaştık.
Bu makineler; enerji sektöründe, termik santrallerde, doğalgaz ve petrol boru hatlarında kullanılan ağır tip boruların kaynağında gazaltı ve tozaltı yöntemlerini bir arada yürütebilen bir makinedir. Dünya genelinde bu alanda üretim yapan üç firma bulunuyor. Ancak bu firmalar gazaltı ve tozaltı kaynak sistemlerini genellikle ayrı ayrı sunuyor. Biz ise bu iki sistemi bir araya getirerek hem gazaltı hem de tozaltı kaynak yapabilen özel bir makine geliştirdik.

Enerji sektöründen sonra havacılık ve savunma sanayisine geçiş süreciniz nasıl başladı?
2014 yılının Eylül ayında sivil havacılıkla tanıştık. O günden bugüne kadar, Turkish Technic’in desteğiyle yaklaşık 70 kalem ürünü yerlileştirme ve millileştirme çalışmaları kapsamında üretime kazandırdık. Bu bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu süreçte emeği geçen tüm ekibime de ayrıca teşekkür ediyorum. Gerçekten büyük bir mücadele ortaya koyuyorlar.
Katıldığımız IDEF ve SAHA EXPO gibi fuarlarda TAI/TUSAŞ ve Baykar gibi önemli firmalarla tanışma fırsatı bulduk. 2020 yılından bu yana TAI ile satış sonrası lojistik destek kapsamında çalışıyoruz. Üretilen uçak ve helikopterlerin yanında verilen bakım ekipmanlarının imalatını proje bazlı olarak gerçekleştiriyoruz.
Bu süreçte önce ürünlerin demolarını hazırlayıp gönderiyoruz. Demoların onaylanmasının ardından seri üretime geçiyoruz. Ancak burada bahsettiğimiz seri üretim, binlerce ya da yüzlerce adetlik üretimler değil. En fazla 30, 20 ya da 10 parçalık üretimlerden söz ediyoruz.
TAI ile yürüttüğümüz çalışmalar sırasında Baykar ile de tanıştık. Geçtiğimiz hafta itibarıyla Kızılelma’nın montaj hattını devreye aldık. Bu, tamamen otomasyonlu bir sistem. Daha önce TB3’lerin bakım platformlarını yaptık. Şimdi Kızılelma’nın kanatsız montaj hattını kurduk; kanatlı versiyonuna yönelik çalışmalar ise şu anda atölyemizde devam ediyor. Nasip olursa onu da yaklaşık bir buçuk ay içerisinde devreye alacağız. Bunun ardından Akıncı'nın platformları gündeme geldi ve onların da tasarımları şu anda hazırlandı.
Savunma sanayisi, ülkemiz için olmazsa olmaz alanlardan biri. Bu alanda her bireyin yaptığı katkı, gelecek nesillerimizin daha güçlü şekilde ayakta durmasına hizmet ediyor.

Savunma sanayisi gibi stratejik bir alanda faaliyet göstermenin sorumlulukları ve sektörde karşılaştığınız temel zorluklar nelerdir?
Savunma sanayisi, ülkemiz için olmazsa olmaz alanlardan biri olmasının yanı sıra milli değerlerimiz açısından da büyük önem taşıyan bir sektördür. Ancak bu alan, aynı zamanda evrak ve prosedür süreçlerinin çok yoğun olduğu bir sektördür. Bu nedenle savunma sanayisinde çalışmak ciddi bir sabır gerektirir. Sabrı olmayan maalesef savunmada hiçbir iş yapamaz.
Ben Erfa Makina’nın ilk kurucusuyum. Sağ olsun kızım ve oğlum da makine mühendisliği eğitimi alarak benimle birlikte bu yolda devam ediyorlar. Benden sonra bu işi sürdürecek olanlar da onlar olacak. İşletme müdürümüz de bu işe gerçekten gönül vermiş bir insandır. O da uzun süredir bizimle birlikte bu mücadelenin içinde yer alıyor.
Bugün sektörün en önemli sorunlarından biri de nitelikli personel bulmak. Özellikle iyi bir kaynakçı kolay yetişmiyor. Şu anda Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Malezya ve Endonezya gibi ülkelerde petrol hatlarına yönelik çalışmaların yoğunlaşması nedeniyle Türkiye’deki kaynakçıların %70'i yurt dışına gitmiş durumda. Bu nedenle personel yetersizliği konusunda ciddi sıkıntılar yaşıyoruz.
Bunun yanında, Suriye’de yaşanan süreç ve ardından İran hattında ortaya çıkan savaş, alüminyum sektörünü de ciddi sıkıntılara soktu. Sivil havacılık ve savunmada kullanılan malzemelerin %60'ı alüminyum üzerinedir.
Yurt dışı pazarlarda hangi bölgeleri öncelikli görüyorsunuz?
Bizler çocukluğumuzdan bu yana ülkesini seven, ülkesi için bir şeyler yapma gayretiyle yetişmiş insanlarız. Askerlik görevimizin ardından da “Vatanımıza ne şekilde hizmet edebiliriz?” düşüncesiyle hareket ettik. Bugün geldiğimiz noktada ise bizim için en uygun pazarların Türk Cumhuriyetleri ve Afrika ülkeleri olduğunu düşünüyoruz. Bu bölgelere yönelindiğinde ciddi bir iş potansiyeli bulunduğunu herkesin görebileceğine inanıyorum. Şu an özellikle Rusya, Malezya ve Endonezya bizim için önemli fırsatlar barındırıyor. Bu ülkelerde ciddi iş potansiyelleri var. Bu nedenle devletimizin de bu pazarlara açılma noktasında bizlere destek vermesini bekliyoruz.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın çalışmaları ve UR-GE projeleri, Erfa Makina’nın gelişim sürecine nasıl katkı sağladı?
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın çalışmalarından bugüne kadar çok önemli destekler gördük. Özellikle BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Sayın İbrahim Burkay’ın vizyonu ve destekleri, bizim önümüzü açan en önemli unsurlardan biri oldu. BTSO’nun UR-GE projeleri kapsamında düzenlediği yurt dışı fuarları, yurt içi organizasyonlar ve bu süreçlerde edindiğimiz deneyimler, hem firmamız hem de Bursa sanayisi için çok büyük bir değer taşıyor.
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Bursa sanayicisi için olmazsa olmaz kurumlardan biri. “Bursa büyürse Türkiye büyür” sözü gerçekten çok yerinde bir ifade. Bursalı sanayicilerin BTSO’ya ve BASDEC’e başvurmaları, bu yapılardan destek ve fikir almaları çok önemli. Çünkü özellikle havacılık ve savunma sanayisi alanında Bursa’nın çok ciddi bir potansiyeli var.
BTSO’nun UR-GE kapsamında düzenlediği fuarlara sanayicilerimizin mutlaka katılması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin Çin seyahatimizde 80 firma olarak yer aldık. Bu organizasyonda çok değerli insanlarla tanıştım, birlikte iş yapabileceğimiz firmaları görme fırsatı buldum. Belki de bu fuar olmasa, bu insanların ve firmaların varlığından haberdar bile olmayacaktım.
Erfa Makina’nın başarı hikâyesinde bu çalışmaların çok önemli bir yeri var. Erfa, henüz 12 yıllık genç bir kuruluş. Bugün belli bir noktaya geldiysek, bunda Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın ve Sayın İbrahim Burkay’ın desteklerinin büyük payı bulunuyor.
Bugüne kadar neredeyse tüm UR-GE fuarlarına katıldık. Erfa Makina olarak kimi zaman bizzat biz gittik, kimi zaman ekip arkadaşlarımızı gönderdik. Bu organizasyonlara katılan herkesin bakış açısı değişti. Orada gördüğümüz uygulamaları, edindiğimiz deneyimleri işimize yansıtmaya başladık. GUHEM de olmazsa olmazımız, havacılığı yeni nesile aşılamak için Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın atmış olduğu en büyük adımlardan biridir.

İş hayatınızda çocuklarınıza ve genç kuşaklara aktarmak istediğiniz en önemli değer nedir?
Benim iki makine mühendisi evladım var. Bir de şu anda 16 yaşında olan üçüncü bir evladım daha var. Onlara her zaman söylediğim tek bir şey var: İnsanları makamına, mevkisine ya da bulunduğu pozisyona göre ayırmayın.
Bugün şirketimize gelen kişi bir firmanın gönderdiği şoför arkadaşımız da olabilir, mavi yaka ya da beyaz yaka bir çalışan da olabilir. Sonuçta o kişi, çalıştığı kurumu temsilen gelir. Siz gelen herkesi insan olarak görür, sevgiyle ve saygıyla karşılarsanız, edindiğiniz o sevgi ve saygı çerçevesinde potansiyelinizi daha ileriye taşırsınız.
Ben bugün, paranın gücüyle çözülemeyen pek çok şeyin iki güzel sözle, sevgiyle ve samimiyetle çok daha ileriye taşınabildiğini bizzat yaşayarak gördüm. Çünkü ben sıfırdan gelmiş bir insanım. İş hayatım boyunca birçok konuyu yalnızca beyaz yakayla değil, mavi yakalı çalışanlarla kurduğum güçlü ilişkiler sayesinde de çözdüğümü defalarca deneyimledim.