Cevat Fidancılık’ın Sahibi ve BTSO Meclis Üyesi Cevat Esen; toprakla başlayan girişimcilik yolculuğunu, ihracat hedeflerini, fidancılık sektörünün geleceğine dair vizyonunu ve BTSO çatısı altında yürüttüğü çalışmaları BTSO Ekonomi için değerlendirdi.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Fidancılık yolculuğunuz nasıl başladı?
Ben Cevat Esen. Ceviz, incir ve daha pek çok farklı türde fidan üretiyorum. Bizde her türlü fidanı bulmak mümkün. Özellikle endemik türler, kızılcık, kestane, aronya ve yaban mersini gibi farklı fidanlarla ilgilenmeyi daha çok seviyorum. Bursa’nın Karabalçık Köyü’nde doğdum, büyüdüm ve hâlâ burada yaşamaya devam ediyorum. Köyümü çok seviyorum. Karabalçık Köyü; inciri ve üzümüyle oldukça meşhur bir köydür. Çok şükür, geçmiş yıllarda birçok ülkeye de ihracat yaptık.

Benim iş hayatım da aslında çocukluk yıllarımdan itibaren köyde, çiftçiliğin içinde başladı. Babam minibüsçüydü, ben de bir dönem minibüsçülük yaptım. Köyde tarla işleriyle ilgilendiğim zamanların dışında, özellikle yağmurlu günlerde ve akşam saatlerinde babama servis işlerinde yardımcı olurdum. Ancak bir süre sonra minibüsçülüğün bana göre olmadığını fark ettim. Sürekli gidip gelmek, aynı tempoyu tekrar etmek beni tatmin etmedi. Bunun üzerine Küçük Balıklı tarafında 15 dönümlük bir arazi kiralayarak fidancılığa başladım.

Aslında bu alanda bir temelim de vardı. 1993 yılında, fidancılardan aldığım yanlış fidanlar nedeniyle bu işe daha çok yöneldim ve kendi fidanımı kendim üretmeye başladım. Zamanla ürün sattıkça talepler arttı. Talepler arttıkça yetişemez hale geldik. Daha fazla üretelim derken bir baktık ki gecemiz gündüzümüze, gündüzümüz gecemize karışmış. Gece yollarda, gündüz tarlalarda çalışarak bugünlere geldik.

Fidancılık ve çiftçilik sizin hayatınızda nasıl bir yer tutuyor? Bu mesleğin yaşamınıza etkisini nasıl anlatırsınız?
Fidanı artık hayatımızın bir parçası olmaktan öte, kimliğimiz haline getirdik. Öyle ki bunu plakalarımıza bile yazdırdık. Çünkü bizim hayatımız gerçekten fidan. Bizim işimiz de toprağın kendisi. Bu işi sadece meslek olarak değil, yaşam biçimi olarak görüyoruz.

Bizim için çalışma saatleri de çok farklıdır. Yaz aylarında çoğu zaman 18 saate varan bir tempoyla çalışırız. Sekiz saatlik mesaiyi, cumartesiyi, pazarı pek bilmeyiz. Hatta pazar günlerini biraz daha çok severiz. Çünkü o gün telefonlarımız daha az çalar, biz de işimize daha iyi odaklanır, toprağa daha fazla yoğunlaşırız.

Dediğim gibi, biz toprağın içinde doğduk. Köyde büyüdük ve bu hayatı severek benimsedik. Zaten sevmeseydik bugün bu işi yapmazdık; ne fidancılığı ne de çiftçiliği sürdürebilirdik. Çiftçilik gerçekten büyük fedakârlık isteyen bir iştir. Bir çiftçi babası çoğu zaman çocuklarını istediği kadar göremez, onlarla yeterince vakit geçiremez. Sabah çocuklar uyanmadan evden çıkar, akşam döndüğünde ise yorgunluktan yemek yerken bir köşede uyuyakalır. Bu işin içinde emek kadar sabır ve adanmışlık da vardır.

Yurt dışı pazarları ve ihracat hedefleriniz konusunda nasıl bir yol izliyorsunuz? Bu süreçte hangi destekler sizin için önemli oldu?
Geçmişte birçok ülkeye ihracatımız oldu. Zaman zaman ihracatın yavaşladığı, hatta kesintiye uğradığı dönemler de yaşadık. Ancak Bursa Ticaret ve Sanayi Odamızın desteğiyle birçok ülkeye gitme, farklı pazarlarda kendimizi tanıtma fırsatı bulduk. Bu süreçte hem ürünlerimizi hem de firmamızı uluslararası alanda anlatma imkânı elde ettik.

BTSO ile birlikte gerçekleştirilen yurt dışı iş geliştirme ve pazar arayışı çalışmalarına elimden geldiğince katılmaya özen gösteriyorum. Bundan sonra da inşallah katılmaya devam edeceğim. Umudumuz, yeni ve güçlü iş bağlantıları kurmak. Çünkü amacımız sadece kendi işletmemize değil, aynı zamanda ülkemize de katkı sağlamak. Yurda giren her dövizin ülkemiz için değerli olduğuna inanıyoruz. Bu nedenle araştırmaya, çalışmaya ve yeni ülkeler görerek yeni fırsatlar aramaya devam edeceğiz.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda Meclis Üyesi olarak da görev alıyorsunuz. Bu kapsamda yürüttüğünüz çalışmalar, sektörün ihtiyaçlarını dile getirme ve çözüm süreçlerine katkı sunma noktasında size neler kazandırdı?

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda 64. Komite Meclis Üyesi olarak görev yapıyorum. Burada bulunma amacım, çiftçilerimizi ve tarım sektörünü en iyi şekilde temsil edebilmek. Oda bünyesinde yürütülen birçok faaliyete katılmaya çalışıyorum. Örneğin bir gıda çalıştayına katıldık ve gerçekten iyi ki de katılmışım diyorum. Çünkü orada sahadan gelen sorunları, ihtiyaçları ve talepleri doğrudan dile getirme imkânı bulduk.

Sonraki süreçte pek çok konuyu tabandan başlayarak gündeme taşıdık. Özellikle ilaç konusu başta olmak üzere, yaşadığımız sorunları BTSO’ya ilettiğimizde sağ olsunlar gerekli adımları hızlı şekilde attılar. Alınan kararlar ve iletilen talepler doğrudan bakanlığa kadar ulaştırıldı. Yazdığımız, dile getirdiğimiz her şikâyet ve her talep için de geri dönüş aldık.

BTSO gerçekten büyük ve güçlü bir kuruluş. Güçlü bir yapıya sahip olduğu için Ankara nezdinde de sözü dinlenen, değer verilen bir kurum. Bu da bizim sesimizin daha güçlü duyulmasını sağlıyor. Oda aracılığıyla ilettiğimiz sorunların büyük bölümünden şimdiye kadar olumlu geri dönüşler aldık. Bu nedenle başkanımıza, yönetime ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

Lojistiğin, tarım ve fidancılık faaliyetleriniz açısından önemini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Başkanımız İbrahim Burkay, TEKNOSAB Lojistik Park projesini anlattı. Ben sanayici değilim, çiftçiyim ancak lojistiğin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu kendi işimizden de çok iyi biliyorum. Sağ olsunlar, bizler de bu yapıdan faydalanma imkânı bulduk; ortak ve hissedar olduk. Çünkü lojistik yalnızca sanayi için değil, tarım için de son derece önemli bir alan. Biz de ürettiğimiz ürünleri taşıyor, sevkiyatını yapıyor ve yurt dışına gönderiyoruz.

Fidanlarımızı tırlarla sevk ediyoruz, zaman zaman konteynerlerle gönderiyoruz. Aslında bu da işin lojistik tarafını gösteriyor. Bu nedenle TEKNOSAB'ın sağlayacağı katkıyı çok kıymetli buluyorum. Başkanımızın projeye olan inancını görünce, biz de bu yapının önemli bir değer üreteceğine daha güçlü şekilde inandık. Bu projeden umutluyum. Çünkü birlik ve beraberlik içinde yürütülen işlerin çok daha güçlü sonuçlar doğurduğuna inanıyorum. İnşallah bu yatırım, gelecekte çocuklarımız için de önemli bir kaynak ve güçlü bir değer olacaktır.