Fidan Taşlama Kurucusu ve BTSO 9. Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Tülay Kurtul, ihracat yapmak ve üretmek hedefiyle 2013 yılında girişimcilik yolculuğuna başladı. Zorluklara rağmen üretim ve ihracat yolculuğunu büyüten Tülay Kurtul bugün Küçük Sanayii’deki işletmesinde ABD’ye ihracat gerçekleştiren başarılı bir girişimci. Kurtul; firmasının ihracat yolculuğundan KOBİ’lerin üretim alanı ihtiyacına, BTSO liderliğinde Ticaret Bakanlığı destekleriyle düzenlenen UR-GE projelerinin sağladığı avantajlardan firmanın gelecek hedeflerine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunurken, BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın vizyoner çalışmalarının iş dünyasına sağladığı katkıları da BTSO Ekonomi’ye anlattı.
Fidan Taşlama ile yolculuğunuz nasıl başladı ve firmanız zaman içinde nasıl bir gelişim gösterdi?
Fidan Taşlama 1991 yılında kuruldu. Ben ise 2013 yılından beri buradayım. Daha öncesinde ev hanımıydım ancak bir hayalim vardı. Bir iş yerim olsun istiyordum ve kısmet oldu. 2013 yılından beri de hizmet vermekteyiz. 2013 yılında taşlama işiyle başladık ancak gelişen sanayiye ayak uydurmamız gerektiğini düşünerek CNC torna işine yatırım yaptık. İşimiz birken zamanla ikiye, üçe çıkarak kendiliğinden büyümeye başladı. Yüzde 100 Amerikan bir şirketin koltuk parçalarını üretiyoruz. Bununla birlikte zaman içinde büyüdük ve farklı sektörlere de hizmet vermeye başladık. Benim bir hayalim vardı. Çocuklarım büyüdüğü için çalışmak ve üretmek istiyordum. Evde olduğum süreçte de boş durmadım; evde yapabildiğim farklı işleri yaptım. Hayalim bir iş yeri sahibi olmaktı. Fidan Taşlama ile de bu yolculuğum başladı.
Kadın girişimci olarak sektörde ne gibi zorluklarla karşılaştınız ve bu süreçte kendinizi nasıl geliştirdiniz?
Kadın olduğum için tabii ki zorluklar yaşadım. Müşteriler genellikle erkek bir yetkili arıyorlardı. Çünkü bir kadının söyleyeceği ya da vereceği bilginin onlar için yeterli olmayacağını düşünüyorlardı. Hep “Eşiniz nerede? Bilgi almak istiyoruz.” diyorlardı. Ben “Yardımcı olayım.” dediğimde ise “Yok, siz yardımcı olamazsınız.” diyorlardı. Kabul ettirene kadar zorluklar yaşadım. Ama kadınların da istedikleri zaman her işi yapabileceklerine inanıyorum. Ben de bunu yapıyorum. Kadınlar bu konuda aslında daha titiz; yaptıkları her işte daha itinalı ve dikkatli davranıyorlar. Benim kullandığım tezgahları satan firma, bir müşterisi tezgah alacağı zaman onu bana getiriyor. Hatta benimle şakalaşarak, “Abla yakında tezgahların üstüne dantel koyacaksın.” diyor. İlk torna tezgahımı 2016 yılında aldım. Tezgahı aldığımda bu konuda hiçbir bilgim yoktu. Freze konusunda altyapı olarak bilgim vardı ancak tornada hiç bilgim yoktu. Sıfırdan başladım, azmettim, öğrendim. Kursa gitmeden, kendi çabalarımla öğrendim. İlk zamanlarda tabii ki zorlandım ama hiçbir zaman pes etmedim. “Ben bunu öğreneceğim, ben yapacağım.” dedim. Dik durdum. İkinci tezgahımı alırken herkes, “Bu dönemde tezgah alma, yanlış zaman.” dedi ama ben dinlemedim. İkinci tezgahımı da aldım. Böyle böyle, bir derken iki oldu ve iş kendiliğinden büyüdü. Ama ben hiçbir zaman pes etmeyi düşünmedim. Ben varım, var olmaya da devam edeceğim.

Sanayide kadın emeğinin daha görünür olması sizin için ne ifade ediyor ve Fidan Taşlama’daki hedefleriniz neler?
Biz buna “sanayide yükselen topuk sesleri” diyoruz. Bu beni gururlandırıyor ve hoşuma gidiyor. Daha fazla kadının bu alanda yer almasını; gençlerin, özellikle genç kızlarımızın bu işlerde öncü olup bizi örnek alarak ilerlemesini istiyoruz. Kadın sayısı çok az, gerçekten çok az sayıdayız. Daha fazla kadın olmalı. Ben buraya çok emek verdim, çok çalıştım. Gerçekten çok çalıştım. Yeri geldiğinde, tezgahlarımız kendi kendine çalışabilen tam otomatik makineler olduğu için, gece 3’te bile gelip kontrol edip tekrar geri döndüm. Sanayinin kokusunu almadan yapamıyoruz. Buranın kokusunu almadan duramıyoruz. Bu bambaşka bir şey. Çalışmak, emek vermek, bir şeyleri var etmek çok güzel. Karşısına geçip “Oldu.” demek çok güzel bir duygu. Ben hastaneden çıkınca bile buraya geldim. Buranın kokusunu almadan yapamıyoruz. Gelmediğim hiçbir gün yok. Çok nadirdir; iş gezileri, iş seyahatleri ve fuarlar haricinde hep buradayız. Herkesin desteği büyüktü ve başarabileceğimi herkes biliyordu. Çünkü ben kafama koyduğum her şeyi yaparım. Bence bütün kadınlar da böyle; isteyip de yapamayacakları hiçbir iş yok. Fuarlara katılıyoruz ve orada yeni gelişmeleri görüyoruz. Yeni ürünler de yapıyorum ve ürünlerimden eminim. Bu beni mutlu ediyor. Sonraki hayalim ise daha fazla farklı coğrafyaya ihracat yapabilmek ve her yerde fuarlara katılabilmek.
Üretim kapasitenizin artmasıyla birlikte yeni yatırım ve alan ihtiyacınız nasıl şekillendi?
İlk tezgahla başladığım yolculukta, talepler doğrultusunda bir tezgah iki oldu, iki derken üç oldu ve bu şekilde büyüdük. Hatta bir tezgah daha aldım ancak şu an koyacak yerim yok. Hedefim, KOBİ OSB’deki kendi yerime geçmek; bu süreci bekliyordum. Başka bir yere çıkmak hedefim değildi. Çünkü 1991 yılından beri biz buradayız. Açıkçası bölünmek istemiyorum. Tek bir çatı altında kalmak istiyorum ve ciddi anlamda KOBİ OSB’ye ihtiyacımız var. Sadece ben değil, diğer arkadaşlarım da aynı durumda. Biz bunu kendi aramızda da konuşuyoruz. Burada çok sıkıştık, şehir içinde sıkışıp kaldık. Artık buradan daha planlı, daha güzel ve altyapısı güçlü bir alana geçmemiz gerekiyor. Çünkü burada ciddi anlamda sorunlar yaşıyoruz.

Sektörel komite çalışmaları ve BTSO tarafından yapılan UR-GE projeleri firmanıza nasıl katkılar sağlıyor?
Toplantılarımız oluyor. 9. Komite’de bir grubumuz var ve burada sektörün sorunlarını tartışıyoruz. Neler yapabileceğimizi değerlendiriyor, bu sorunlara çözüm arıyoruz. Gerekirse ilgili yerlere başvuruyor, fuar kararları alıyoruz. Hangi fuarın bizim için daha yararlı olacağını görmeye çalışıyoruz. Kendimizi daha iyi geliştirmek ve pazarlarımızı artırabilmek için neler yapabileceğimizi değerlendiriyoruz. Bu kapsamda üye ziyaretlerinde de bulunuyoruz. Çünkü sektörde kimin ne zorluk çektiğini bilmemiz gerekiyor. Komite olarak arkadaşlarımızla birlikte onları temsil ediyor ve ziyaretlerde bulunuyoruz. Odamızın yürüttüğü UR-GE projesinde de yer alıyoruz. UR-GE kapsamında çok güzel eğitimler alıyoruz. Değerli hocalarımız geliyor ve bizleri bilgilendiriyor. Bu eğitimlere katılmak ve bilgi sahibi olmak bizim için çok önemli. Farklı farklı şeyler öğreniyoruz. Yurt dışına gidip fuarlarda yeni teknolojileri görüyoruz. Bakanlık destekli olması da çok güzel. UR-GE kapsamında gittiğimiz fuarlarda farklı alanları görme imkânı buluyoruz. Farklı fuarlara katılıyor, yurt dışında gördüğümüz farklı sektörlerden yola çıkarak yaptığımız işlerde farklı alanlara da yönelebiliyorsunuz. Bu da bakış açımızı değiştiriyor.
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın öncülüğünde BTSO’nun hayata geçirdiği projeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
2013’te sektöre girdikten sonra Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın içinde yer aldık ve üyesi olarak devam ettik. Birçok projeyi, içinde yer almasam da takip etme şansım oldu. 60’tan fazla proje hayata geçirildi ve bunlar gerçekten çok güzel çalışmalar. Bunların en güzellerinden biri tabii ki TEKNOSAB. Burası Bursa için de Türkiye için de çok önemli bir proje. Hani bir sloganımız var ya, “Bursa büyürse Türkiye büyür.” Bu çok güzel bir slogan ve gerçekten de öyle. Bursa Business School da başlı başına çok farklı; Bursa’ya ve Türkiye’ye kazandırılmış en güzel projelerden biri. O tarihi binanın içine girince ambiyansı çok farklı. Bizler için bulunmaz bir velinimet ve çok güzel bir proje. Buranın gün ışığına çıkarılması; toplantılara, kongrelere, her türlü sektöre ve herkese cevap verebilen bir yer haline getirilmesi çok değerli. Oraya gittiğimde gerçekten gurur duyuyorum.
İbrahim Bey de bir kere çok alçak gönüllü bir insan. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Herkesi dinliyor. O an başka bir işi olsa bile İbrahim Başkan, dinlemek ve çözüm üretmek için elinden ne geliyorsa yapıyor. Bizim projelerimizi alıp gün yüzüne çıkaran insanlar da oldu; onu da gördük. Bunlar çok güzel projeler. Bizim ve Bursa’nın İbrahim Başkan’dan beklediği, hayata geçirmesini istediği daha birçok proje var. Kendisi tam bir lider. Bize göre İbrahim Bey’in vizyonu çok geniş; yenilikçiliğe açık ve her zaman bir şeyler üretmenin peşinde. Böyle bir başkanımız olduğu için gerçekten çok mutluyum. Çok şanslıyız.
İş hayatındaki yolculuğunuzu ve bugün geldiğiniz noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ben buraya gelirken zorluklar yaşadım. Hani derler ya, “Tırnaklarımla kazıyarak geldim.” Evet, ben de küçükten başlayarak tırnaklarımla geldim ve hâlâ hedeflerim var. Asla pes etmedim. Zor kırılma anlarımız olmadı mı? Elbette oldu. Ama pes etmedim. Daha fazla çalışarak, inanarak bugün buradayım ve olmaya da devam edeceğim. Sağlığım el verdiği müddetçe çalışmaya ve üretmeye devam edeceğim.