Metropol Yapı Denetim Firması Ortağı ve BTSO Meclis Üyesi Esra Yıldız İnhanlı; iş hayatındaki girişimcilik yolculuğunu, yapı denetim sektöründeki gelişmeleri, Bursa’nın mevcut yapı stoğu ve mekânsal planlama konularını, BTSO Meclisi’ndeki çalışmalarını ve Odanın kent ekonomisine kazandırdığı vizyonu BTSO Ekonomi için değerlendirdi.

Sizi tanıyabilir miyiz? Meslek hayatınızdaki yolculuğunuz nasıl başladı?
Ben Esra Yıldız İnhanlı. 1973 yılında Bursa’da doğdum. Makine mühendisiyim ve yaklaşık 30 yıldır evliyim. Bir oğlum ve bir kızım olmak üzere iki çocuk annesiyim. Eşimin de inşaat mühendisi olması dolayısıyla birlikte bir iş kurmaya karar verdik ve bir proje ofisi açtık. Ben 2000 yılında mekanik tesisat projeleri yapmaya başladım, eşim ise inşaat ve statik proje işleriyle ilgileniyordu. Yaklaşık 10 yıl boyunca projecilik, doğalgaz projeleri ve uygulamaları alanlarında birlikte çalıştık. Bu süreçte, yaptığım işin bana yetmediğini ve daha fazlasını yapma isteği duyduğumu fark ettim. Bu arada, üniversiteden ev arkadaşım olan iki arkadaşımla birlikte, sahibi ve ortağı olduğumuz Bursa Metropol Yapı Denetim Şirketi’ni kurduk ve yaklaşık 13 yıldır yapı denetim sektöründe iki ortak olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Bulunduğunuz sektörde edindiğiniz deneyimleri nasıl değerlendirirsiniz?
Bulunduğum sektör inşaat sektörü ve erkek egemen bir alan. Ancak şuna çok inanırım ki, erkek egemen bir sektörde ya da hayatın herhangi bir alanında kadın olmanın dezavantajını yaşayıp yaşamamak, büyük ölçüde kişinin kendisiyle ilgilidir. İşimizin zorlukları oldukça fazla; fakat karşınızdakine işinizi gerçekten bildiğinizi ve sevdiğinizi gösterebilirseniz, size yaklaşımın da buna göre şekillendiğini görüyorsunuz. Bu noktada direnci ve kararlılığı göstermek çok önemli bence. O kararlılığı ortaya koyduğunuzda, kadın olmak bir dezavantaj olmaktan çıkıyor.

Bursa’daki yapı denetim sektörünün mevcut yapısı hakkında neler söylemek istersiniz?
Bugün Bursa’da 104 adet yapı denetim firması bulunuyor ve biz aslında bu firmaların bağlı olduğu bir derneğiz. Her ne kadar bu 104 firmanın tamamı derneğimizin üyesi olmasa da, biz üye olsun ya da olmasın tüm firmalara hizmet verme anlayışıyla hareket ediyoruz. Ben de yaklaşık dört yıldır Bursa’daki Yapı Denetim Kuruluşları Birliği’nin Bursa Şubesi Başkanlığı görevini yürütüyorum. Genel merkezi Ankara’da olan, 30 ilde şubesi bulunan derneğimizde aynı zamanda genel sekreterlik görevini de üstleniyorum. Ülkemizde, özellikle de Bursa’da inşaat sektörü ve kentsel dönüşüm olmazsa olmaz bir konu. Bu alanda tüm oda başkanlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve akademik odalarımızla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Bursa’nın yapı stoğunun bir an önce güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz ve bu anlamda 2026 yılının hepimiz için yeni bir enerji ve kaynak yaratacağını düşünüyorum.

Ülkemizde, özellikle de Bursa’da inşaat sektörü ve kentsel dönüşüm olmazsa olmaz bir konu. Bu alanda tüm oda başkanlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve akademik odalarımızla ortak çalışmalar yürütüyoruz. Bursa’nın yapı stoğunun bir an önce güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz ve bu anlamda 2026 yılının hepimiz için yeni bir enerji ve kaynak yaratacağını düşünüyorum.

Bursa’nın deprem riski, mevcut yapı stoğunun durumu ve KOBİ OSB’lerin bu süreçte üstlenebileceği rolü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Deprem denildiğinde genellikle İstanbul ön plana çıkıyor; ancak Bursa da üç aktif fay hattının etkisi altında bulunan ve uzun süredir bu fayların hareket etmediği, ortada bir bölgede yer alıyor. Olası büyük bir depremde Bursa’nın lojistik açıdan da ciddi sıkıntılar yaşayabileceğini öngörüyoruz. Bu nedenle planlama, tasarım ve uygulama süreçlerinin bir an önce hayata geçirilmesi, belki de İstanbul’dan daha önemli bir konumda Bursa için büyük bir gereklilik. Kentte sıkça dile getirdiğimiz gibi, yaklaşık yüzde 65 oranında hasarlı ve sorunlu bir yapı stoğu bulunuyor ve bu yapıların hızla toparlanması ve dönüştürülmesi son derece kıymetli. Konutların altında yer alan ticari alanlar, yüksek kat yüksekliği nedeniyle teknik ve statik açıdan “yumuşak kat” olarak tanımlanan zayıf kat oluşumlarına yol açıyor ve bu durum deprem güvenliği açısından ciddi riskler barındırıyor. Bu nedenle, konutların altında ticari yapıların yer almaması büyük önem taşıyor. Tamamen ticari kullanıma yönelik yapıların ise KOBİ OSB’ler içerisinde planlanması çok değerli. Farklı bölgelerde dağınık şekilde faaliyet gösteren işletmeler hem yapısal hem de işleyiş açısından sorunlara yol açıyor; bu işletmelerin tek bir merkezde toplanması hem işletmeler hem de ihtiyaç sahipleri açısından büyük fayda sağlıyor. Bu sebeple KOBİ OSB projesini son derece kıymetli buluyor ve destekliyorum.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda meclis üyesi olarak hangi başlıklara odaklanıyorsunuz?
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda meclis üyesi olmak benim için gurur verici bir konumda. Aslında bu noktada hizmet verme isteğim ve meclis üyeliğine talebim, Yapı Denetim Kuruluşları Birliği Bursa Şube Başkanı olmam ve yapı denetim firmalarının yaşadığı ciddi sorunlardan kaynaklandı. Bu sorunları bireysel olarak Ankara nezdinde çözme konusunda yetersiz kaldığımızı düşünüyorduk. BTSO, bu noktada sorunlarımızın çözümünde benim için çok önemli bir köprü oldu. Üyelerimizin teveccühüyle yaklaşık dört yıldır bu görevi sürdürüyorum ve göreve başlarken koyduğum hedeflere BTSO sayesinde ulaştığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Bu süreçte bakanlıklar nezdinde çok sayıda önemli görüşme gerçekleştirdik; daire başkanlarımızı, bakanlıktaki bürokratlarımızı odamız vesilesiyle ziyaret ettik ve Bursa’da misafir ettik. Odamızın düzenlediği fuarlar, zirveler ve eğitimlerle hem Bursa’ya hem de Bursalı iş insanlarına çok ciddi katkılar sağladı. Bizler de bu platformlarda sorunlarımızı doğrudan dile getirme ve çözüm üretme imkanı bulduk. Türkiye’nin dört bir yanından akademisyenlerin, uzmanların ve konuşmacıların katıldığı bu zirveler sayesinde merak ettiğimiz sorulara yanıt bulabiliyor, çözüm noktasındaki kişilere doğrudan ulaşabiliyoruz. Dolayısıyla ben bunların içinde olabildiğim ve bu sürece de destek verebildiğim için bir nebze de olsa kendi adıma da çok mutlu ve gururluyum.

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile olan bu yolculuğunuz ve hayata geçirilen projeler sizin için ne ifade ediyor?
Ben, Ticaret ve Sanayi Odası’nın bursuyla okumuş bir öğrenciyim. 1992–1996 yılları arasında üniversite eğitimim boyunca Ticaret ve Sanayi Odası’ndan karşılıksız burs aldım ve bu destek, eğitim hayatımda benim için gerçekten çok kıymetliydi. Aldığım bu bursun ardından bugün aynı mecliste görev almak, bende ayrı bir duygu yaratıyor; burada hizmet verirken, bir anlamda geçmişte aldığım bursun karşılığını veriyormuşum gibi hissediyorum. Ticaret ve Sanayi Odası’nın desteğiyle eğitimini tamamlamış bir öğrenci olarak bugün burada, girişimci kimliğimle ve meclis üyesi olarak katkı sunabilmek benim için hem anlamlı hem de gurur verici.

İbrahim Burkay’ın vizyonunu gerçekten çok kıymetli ve etkileyici buluyorum; Bursa için çok özel bir isim. Onun ekibinde yer almaktan büyük mutluluk duyuyorum. Bursa Business School son derece nitelikli ve özel bir proje. Bunun yanı sıra GUHEM, TEKNOSAB ve Lojistik Merkez gibi projeler de Bursa’ya kazandırılmış çok değerli hizmetler. Yaklaşık iki–üç yıl önce, dünyanın farklı ülkelerinden astronotların Bursa’ya gelerek Business School’da bir konferans ve panel gerçekleştirmesi, kentimizin tanıtımı açısından son derece önemliydi. Bu örnek bile BTSO’nun hayata geçirdiği her projede bir vizyon, bir amaç ve güçlü bir değer olduğunu gösteriyor. Ben de bu dönemde bu projelerin bir parçası olmaktan, sürece destek verebilmekten büyük mutluluk duyuyor ve tüm bu çalışmaları içtenlikle destekliyorum.

İş hayatı dışında zamanınızı hangi alanlara ayırıyorsunuz?
Türk Sanat Müziği sevdalısıyım. 2010 yılında Bursa Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı’na girdim ve dört yıllık Türk Sanat Müziği eğitiminin ardından mezun oldum. Çok güzel bir koroda korist olarak görev alıyorum, aynı zamanda solistlik de yapıyorum. Hayatın tadını çıkardığım alanlardan biri de burası; işin yoğunluğundan ve stresinden uzaklaştığım, rahatladığım ama aynı zamanda büyük bir keyifle yaptığım bir alan. Kendi adıma müziksiz bir hayat düşünemiyorum ve müziğin bana kattığı enerjiyi çok seviyorum.