Bursa'da sağlık sektöründe önemli bir marka BURTOM'un başarı hikâyesini sizlerle buluşturduk. Basit tıbbi görüntüleme hizmeti ile 28 yıl önce yola çıkan BURTOM Sağlık Grubu, bugün 10 ilde kamu hastanelerinin MR, BT gibi ileri tıbbi görüntüleme hizmetlerini sürdürüyor. Ayda 200 bin hastaya tanı ve tedavi uygulayan BURTOM, ayrıca Ortak Sağlık Güvenlik Birimi, (OSGB) yapılanması ile tüm sanayi ve işletmelerde iş güvenliği kapsamında hizmet veriyor. Bursa'yı ilk defa MR ile tanıştıran BURTOM, günde 1.000 MR çekimi yapıyor. 'Önce insan' anlayışıyla 1994 yılında 4 personel ile başlayan Burtom, bugün alanında Türkiye'nin öncü markalarından birisi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Sağlık Konseyi Başkanlığının yanı sıra Meclis Üyeliği görevini de yürüten Erol Kılıç; ilginç başarı hikâyesini, girişimcilik yolculuğunda karşılaştığı zorlukları, MR'ın Bursa'ya geldiği ilk günlerde yaşadığı anıları, girişimcilere tavsiyelerini, pandemi döneminin sağlık sektörüne etkileri ve BTSO'nun pandemi dönemindeki çalışmalarını BTSO Ekonomi ile paylaştı.

Eğitim hayatınız nasıl şekillendi? Öğrenciyken nelere tanıklık ettiniz?

1960 Bursa doğumluyum. Anne tarafım Yunanistan göçmeni. Baba tarafım Batum’dan sonra Artvin’e göçmüşler. Göçmen bir ailenin çocuğuyum. Doğma büyüme Bursalıyım. Ağırlıklı olarak tıpa merak sardım. Üniversite sınavına girerken tercihlerde bulunuyorduk. Benim tercihlerimin 18’i tıp fakültesiydi. İlk tercihim olan İstanbul Tıp Fakültesi’ni kazandım. Tıpta öncülük yapmış hocalarla yetiştik. Türkiye genelindeki ünlü isimlerden çok iyi eğitim aldık. Dolayısıyla dolu dolu bir eğitim ve dolu dolu öğrencilik yaşamı geçirdik.

BURSA’DA İLK TOMOGRAFİ RAPORUNU YAZDIK

Radyoloji uzmanlığı, bu alana yöneldiğiniz dönemde ne durumdaydı?

2 yıl boyunca sağlık ocağı hekimliği yaptım. Binlerce hastaya ulaştık. Çocuk, genç, yaşlı, acil, adli vakalar bunların hepsi için gece-gündüz hizmet verdik. O dönemde hâlihazırdaki uzmanlığım olan radyoloji uzmanlığı; daha yeni yeni gelişmeye başlayan, tıbbın tüm dallarına hizmet veren, teknolojiye açık, çok hızla ilerleyen ama hekime ihtiyaç duyulan bir alandı. O döneme göre iddialı bir seçimdi. Bir sürü üniversitede sadece röntgen cihazı vardı ve eski adıyla radyoloji uzmanları, röntgen uzmanı olarak biliniyordu. Biz Bursa’da Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde ilk tomografi raporunu yazmaya başlayarak öncü olduk ve bu alanda Bursa’ya hizmet veren kişiler olma fırsatını yakalamış olduk.

Radyoloji alanındaki ilerleyişiniz nasıl oldu?

O dönemde bu tür yeni teknolojilere hâkim olan hekimler, hemen hemen Türkiye’de hiç yoktu. Askerlik bittikten sonra herhangi bir üniversiteye öğretim üyesi olarak girmeyi planlıyordum. Bursa Uludağ Üniversitesi’ndeki hocam, askerliğimin bitmesine yakın bana “Bursa’da radyoloji konusunda hizmet veren özel bir kuruluşu hayata geçirmeyi planlıyoruz. Hep beraber yapalım” dedi. Hocam öyle deyince bende akan sular durdu tabi. Hemen memnuniyetle kabul ettim. Hocamla beraber böyle bir kuruluşta yer aldım. O arada da yeni gelişen manyetik rezonans görüntüleme dediğimiz, bugün çok kullanılan görüntülemeyi Bursa’da uygulayan hiçbir ekip üniversitede de yoktu. Onun eğitimini almak için ABD’ye gittim ve bir müddet kaldım. Sonrasında da Bursa’ya dönüp bu merkezi kurarak çalışmaya ortak oldum. 

HASTA SAYIMIZ, AYDA 20’DEN 200 BİNE ÇIKTI

Bursa’da radyolojik görüntüleme alanında hizmet vermeye başladığınızda nelerle karşılaştınız? Bugün geldiğiniz noktayı özetler misiniz?

Bursa’ya ilk MR cihazını getirdiğimizde kimse, MR’ın ne işe yaradığını ve nerede kullanacağını bilmiyordu. Bir taraftan bu işi anlatmaya, nerelerde kullanılacağını izah etmeye çalışıyorduk. Açılışımızı yaptıktan sonra aradan 1-2 ay geçmesine rağmen haftada 5 adet MR çekmiştik. Bir haftada 5 MR çektiğimiz için pasta kesip kutlama yaptığımızı bile hatırlıyorum. Aynı MR görüntüleme alanında bugün BURTOM Sağlık Grubu olarak günde bine yakın MR çekiyoruz Bursa’da. Haftada 5 taneden günde bin taneye geldi bu teknoloji. 1994 yılında da BURTOM’u, kendi şirketimi kurdum. O dönemde herhangi bir ortağa da ihtiyacımız olmadı. Kendi işimizi yapalım diye biraz daha küçülttük yatırım planladık. Bir ultrason, bir röntgen ve ikinci el bir tomografiye yetmişti gücüm. Yeni genç arkadaşlara bunu keyifle anlatıyorum… Her zaman cesaretli olmak, borçlanmadan korkmamak, eğer kendinize güveniyorsanız bu kararı vermek, gücü kendinizde hissetmek başarmanın yarısıdır. İlk açıldığımızda hekim olarak ben vardım. Bir sekreterim, bir temizlikçim ve bir de teknisyen arkadaşımız vardı. 4 kişiyle başlamıştık ama bugün BURTOM Sağlık Grubu tek şubeden, 850 kişinin çalıştığı, 10 ilde hizmet veren bir konumda. 40’a yakın şubeye yayılan büyük bir sağlık grubu haline geldik. Ama bunun altında tabii ciddi bir çalışma, emek ve her zaman daha iyisini yapma çabası yakaladı. Bu sene, bizim 29’uncu senemiz. Hala telefonum, 24 saat açıktır. Benimle işi olan, benim yardımcı olabileceğim herkes bana rahatlıkla ulaşabilir. Başta görüntüleme merkezi olarak başladık ama baktık ki daha sonra sadece radyoloji işiyle uğraşıyoruz. MR’lara giremeyen, klostrofobisi olan yüzde 8-10 civarında hastalarımıza açık MR imkânı sunuyoruz. Bunu da Bursa’ya ilk biz getirdik. Yıllardır bu sistemi, teknolojisini değiştirerek devam ettiriyoruz. Yine yüksek teknoloji kullanılan bir alanda hasta muayene ve tedavi etmeyi amaçlayan başka bir yatırım yapmayı düşündük. Aklımıza fizik tedavi ve rehabilitasyon geldi. Hem teknoloji kullanılan bir branş, hem de radyolojide yoğun alt yapımızın olduğu bir branş. Başladığımız 1994 yılında 4 personel ve günde 3-5 hastayla başladığımız BURTOM, bugün ayda 200 bin hastaya hizmet veriyor.

HER GECENİN BİR SABAHI VARDIR

Bugünkü ekonomik gelişmeler ışığında gençlere ne yapmalarını/yapmamalarını tavsiye edersiniz?

BURTOM’da bugüne kadar verdiğimiz tüm hizmetlerde ‘önce insan’ dedik. Bence ülkemizin en çok ihtiyacı olan, yatırımcı ve girişimci bir gençliği hedeflememiz. Bizim de onları cesaretlendirmemiz lazım. Bu, ülke politikası olarak zaman zaman gündeme geliyor ama yeni mezun birinin sermayesinin olması beklenemez. Eğer bir girişimcimiz olmazsa, parayı bir araya getiren bunu yatırıma yönlendiremez. Gidip bankaya yatırıp faiz alıp ‘Bu faizden kalan 5-10 senede rahat yaşarım’ diyen kitleyle hiçbir ülke, iyi bir yere gelemez. Bu yüzden girişimcinin, yatırımcının mutlaka desteklenmesi lazım. Ben, ihtiyacım olabilecek cihazları alıp borçlanırken günlerce uyumadığımı hatırlıyorum. Krizleri yaşadık ancak her gecenin mutlaka bir sabahı vardır. Genç arkadaşlar, yeni bir işe giren ve bir şeyler yapmak isteyen arkadaşlar özgüvenlerini yüksek tuttukları müddetçe başaramayacakları hiçbir şey yok. Cesaretli olsunlar ve motivasyonlarını yüksek tutsunlar. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) Sağlık Konseyi Başkanlığı yapıyorum, 3. dönemdir Meclis Üyesiyim. Bir dönem de bundan önce Yönetim Kurulu Üyeliği yaptım ve komite üyesiydim. Yıllardır BTSO’da elimden geldiğince hizmet vermeye çalışıyorum. Bunları anlatma nedenim, genç ve girişimci arkadaşların eğitim, beceri ve deneyimlerinin yanı sıra sosyallik sayesinde de güçlerini artıracakları yönündeki düşüncem.

BTSO, PANDEMİDE SAĞLIK SEKTÖRÜNÜ YALNIZ BIRAKMADI

Pandemi döneminde BTSO’nun sağlık sektörüne yönelik yaptığı çalışmalar hakkında neler düşünüyorsunuz?

BTSO, Türkiye genelinde ticaret ve sanayi açısından en kuvvetli kuruluşlardan biri. Yıllardır çalışıyoruz. Başkanımız İbrahim Burkay ile çok yakın ve düzgün bir çalışmamız var. Sağlık Konseyi olarak özellikle pandemi döneminde çok ciddi çalışmalarımız oldu. Antijen testleri, antikor testleri, PCR taramaları gibi alanlarda panik yaşanan ilk dönemde bilgi ve destek noktasında iş dünyamızın yanında olduğumuzu gösterdik. Pandemi, bütün dünyanın baş etmeye çalıştığı çok ciddi bir sorun durumunda. Hala tamamlanmış değil. Hala Türkiye koşullarında her gün yaklaşık 200 ve üzerinde insan hayatını kaybediyor. Belki insanlar, zaman içinde bu rakamlara alışıyor ama her gün bir uçak düşüyor adeta. 10 yılda bir uçak düştüğü zaman günlerce konuşuyoruz fakat şu an her gün bir uçak düşüyor neredeyse. Bir sürü yatırım yapmış, ciddi şekilde borçlanan ve borçlarını ödemek zorunda kalan hastaneler var. Pandeminin başlamasıyla beraber sokağa çıkma yasakları ve insanların hastanelerden korkmasıyla birlikte ciroları yüzde 20’lere kadar düştü ve yüzde 80 ciro kaybına uğrandı. Biz BTSO olarak bu dönemde de yoğun çalışmalar yaptık. Pandeminin başlangıcında ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadı özel hastaneler. Ama hükümetin sağlığa çok önem vermesinin de etkisiyle kamuda çok ciddi yatırımlar yapıldı. Özelde de çok ciddi girişimci hekimlerimizin ve vatandaşlarımızın yatırımlarıyla ve son dönemde devreye giren şehir hastanelerimizle beraber bence dünyada pandemiyi en iyi yöneten ülkelerden biri olduk.